1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Böbrek taşı sessiz büyüyor, alarm ağrı ile geliyor

Böbrek taşı sessiz büyüyor, alarm ağrı ile geliyor

featured
bobrek-tasi-sessiz-buyuyor-alarm-agri-ile-geliyor.jpg
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Her 10 kişiden 1’ini etkileyen böbrek taşlarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elnur Allahverdiyev, “Ağrı başladığında tablo genellikle ilerlemiş oluyor” dedi. Böbrek taşının erkeklerde daha yaygın olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Allahverdiyev, en yüksek oranın 30 – 50 yaş aralığında olduğunu vurguladı.  

Böbrek taşlarının, idrardaki mineraller ve tuzların kristalleşerek böbrekte birikmesiyle oluştuğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elnur Allahverdiyev, “Küçük taşlar çoğu zaman fark edilmeden vücuttan atılabilir. Ancak taş büyüdüğünde şiddetli ağrı, bulantı, idrarda kanama ve enfeksiyonlara yol açabilir. Tedavi edilmediğinde ise kalıcı böbrek hasarı riski ortaya çıkar” diye konuştu. Böbrek taşlarının toplumda oldukça yaygın görüldüğünü vurgulayan Op. Dr. Allahverdiyev, “Araştırmalar, bireylerin yaklaşık yüzde 10–15’inin yaşamı boyunca en az bir kez böbrek taşıyla karşılaştığını ve erkeklerde daha yaygın görüldüğünü ortaya koyuyor. En yüksek oran ise 30–50 yaş arasındaki erkeklerde. Özellikle sıcak iklimde yaşayan ve yeterli su tüketmeyen kişilerde de risk artıyor” dedi. Böbrek taşlarının kimyasal yapısına göre farklı tiplerde oluşabildiğini anlatan Op. Dr. Allahverdiyev, en sık kalsiyum taşları ile karşılaştıklarını belirterek “Vücutta fazla ürik asit birikmesi ile oluşan ve idrarın asidik olduğu durumlarda görülen ürik asit taşları, idrar yolu enfeksiyona bağlı gelişen ve hızla büyüyebilen struvit taşları son olarak da genetik kökenli hastalığa bağlı gelişen sistin taşları diğer tipler olarak sıralanabilir” diye konuştu. 

En büyük risk yetersiz su tüketimi 

Taş oluşumunun en önemli nedenlerinden birinin susuz kalmak olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Allahverdiyev, “Yetersiz sıvı alımı, yüksek tuz ve protein tüketimi, genetik yatkınlık ve idrar yolu enfeksiyonları taş oluşumunu tetikleyen başlıca faktörler olarak sıralanabilir. Bu durum, idrardaki mineral dengesini bozarak kristalleşmeyi kolaylaştırır” dedi. Böbrek taşlarından korunmak için günlük alışkanlıkların önemine değinen Op. Dr. Allahverdiyev, “Günlük en az 2–2,5 litre su içmek, tuz ve protein tüketimini sınırlamak, dengeli beslenmek ve düzenli hareket etmek taş oluşum riskini azaltır” dedi. Op. Dr. Allahverdiyev daha önce taş düşürmüş kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğine dikkat çekti. 

Belirtileri hafife almayın 

Belirtiler hakkında bilgi veren Op. Dr. Allahverdiyev, “Küçük taşlar çoğu zaman sessiz ilerler. Ancak taş hareket etmeye başladığında veya idrar yolunu tıkadığında şiddetli yan ve bel ağrısı ortaya çıkar. İdrarda kan, bulantı, kusma, idrar yaparken yanma ve enfeksiyon durumunda ateş de tabloya eşlik edebilir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurulması önemli” diye konuştu. 

Mini-PCNL ile büyük taşlarda bile yüksek başarı 

Tedavi yöntemlerinin taşın boyutu, konumu ve hastanın şikayetine göre şekillendiğini belirten Op. Dr.   Allahverdiyev, “Küçük taşları çoğunlukla sıvı tedavisi ve ağrı kontrolü ile düşürebiliyoruz. Ancak daha büyük veya zor konumlu taşlarda cerrahi yöntemler gerekli olabilir” dedi. Modern yöntemler arasında Supin Mini Perkütan Cerrahi (Mini-PCNL)’in öne çıktığını anlatan Op. Dr. Allahverdiyev, “Bu tekniği özellikle 1 cm’den büyük, zor konumlu veya multipl taşlarda tercih ediyoruz. 2-3 cm ve daha üzeri büyük ya da kompleks taş yapılarını bu yöntemle güvenli ve etkin şekilde tedavi edebiliyoruz. Yöntem minimal invaziv olmasıyla hastanın konforunu artırıyor, komplikasyon riskini düşürüyor ve hastanede kalış süresini azaltıyor” diye konuştu.  

Taşı çıkarmak yetmez, tekrarını önlemek gerekir

Böbrek taşı tedavisinde uzun vadeli yaklaşımın önemine dikkat çeken Op. Dr. Allahverdiyev, “Taşın çıkarılması tedavinin sadece bir kısmı. Asıl önemli olan taşın neden oluştuğunu anlamak ve tekrarını önlemek. Bu nedenle taş analizi ve metabolik değerlendirme önemli. Taşın kimyasal yapısını analiz ederek kişiye özel önlemler alabiliyoruz. Kan ve idrar testleriyle yapılan metabolik analizler sayesinde hastaya özel diyet ve tedavi planı oluşturuyoruz” dedi. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Böbrek taşı sessiz büyüyor, alarm ağrı ile geliyor
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin